"İçtihat Metni"
İtirazname :2008/208520
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi : ADANA 8. Ağır Ceza
Günü : 14.04.2008
Sayısı : 205-92
Adana C.Başsavcılığınca 13.06.2007 gün ve 273-199 sayılı iddianame ile şüpheliler N... Ö..., F...Ö... A...A..., E...Y... ve M....Ö...’ın, silahlı çıkar amaçlı suç örgütü oluşturdukları; şüpheli G...Ö...ın bu suç örgütüne yardım ettiği; şüpheliler N... Ö... F...Ö.. A... A.. ve E..Yolcu’nun, mağdurlar R... Ö..., A... Y..., S...Ç..., S...Ö..., F... Şimşek ve L...D...ye karşı tehdit ve hürriyetinden yoksun kılma; şüpheli M...Ö...’ın, mağdur L... D...’yi tehdit; şüpheliler N... Ö..., F... Ö..A... A..., E... Y..., M...Ö...ve G... Ö..’ın, ruhsatsız ateşli silah-bıçak ve mermi bulundurmak suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında;
5271 sayılı CYY’nın 250. maddesinde sayılan suçlara bakmakla özel görevli Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 14.04.2008 gün ve 205-92 sayı ile;
Sanıklar N...Ö... F...Ö..., A... A..., E...Y... ve G....Ö...ın, haksız çıkar elde etmek amacıyla örgüt kurmak ve bu örgüte yardım etmek suçlarını işledikleri sabit olmadığından beraatlarına;
Sanık E....Y...’nun, tehdit, hürriyetten yoksun kılma ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçları sabit olmadığından beraatına;
Sanıklar M....Ö...ve G... Ö...’ın, 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçları sabit olmadığından beraatlarına;
Sanıklar N... Ö..., F..Ö... ve A..A..ın, yakınanlar A..Y..., S...Ç..., S....Ö... F... Ş.... ve L.... D....’ye yönelik, tehdit ve hürriyetten yoksun kılma suçları sabit olmadığından beraatlarına;
Sanıklar N.... Ö...., F...Ö...ve A... A...’ın, yakınan R...Ö...’ü hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı TCY’nın 109/2-3-a-b ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında 53. maddenin uygulanmasına;
Sanıklar N....Ö..., F... Ö... ve A...A...’ın, yasak silah bulundurmak suçundan 6136 sayılı Yasanın 13/2 ve 5237 sayılı TCY’nın 62. maddeleri uyarınca, ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapis ve 375 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ve haklarında 53. maddenin uygulanmasına karar verilmiştir.
Hükmün, mahkûm olan sanıklar N...Ö..., F...Ö...ve A...A...müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 31.03.2009 gün ve 15854-5024 sayı ile;
“A) Sanıklar hakkında, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, iddianamedeki eylemin nitelendiriliş biçimine göre mahkemenin görevli olması karşısında, yargılamaya başlayıp, kanıtları toplayarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan beraat, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından mahkûmiyet kararı vermesi, dava ekonomisi, adalet dağıtımındaki istikrar ve sürat ilkeleri gereğince hukuka uygun olacağı üye H...Y...A...’ın karşı oyu düşüncesiyle oyçokluğuyla kabul edilerek esasa ilişkin yapılan incelemede;
B) Sanıklar F.... Ö..., N... Ö...ve A...A... hakkında müşteki R....Ö...'e karşı tehdit suçundan zamanaşımı süresince bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; ancak,
1- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan soruşturmaya başlanmadan mağdur R....Ö...'e zarar verilmeden kendiliğinden serbest bırakan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 110. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan, hükmün gerekçe kısmında dava konusu tabancanın ruhsat sahibi G...Ö...'ın bilgisi dahilinde kullanıldığına ilişkin delil elde edilemediği gerekçesiyle sanık G....'in atılı suçtan beraatine karar verildiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasında sanık G.... adına kayıtlı bulundurma ruhsatlı tabanca ve eklerinin de zoralımına karar verilmesi suretiyle çelişki yaratılması,
3- Emanetin 2007/894 sırasında kayıtlı bıçakların müsaderesi veya iadesi hususunda bir karar verilmemesi” isabetsizliğinden hükmün, bozulmasına karar verilmiş;
Daire Üyelerinden H.Y.A...ise, bozma kararının (A) bendi yönünden; “Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 220. maddesindeki eylem, ‘haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve tehdit uygulanarak’ işlendiğinden dolayı CMK’nun 250/1-b maddesine göre özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
TCK’nun 220. maddesinde yazılı suçtan, davanın beraatle sonuçlanmış olması karşısında aynı sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından bağlantı sebebiyle birlikte açılan kamu davasında görevsizlik kararı verilerek dosyanın genel Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Örgüt suçundan beraat kararı verilmesi karşısında, diğer suçların CMK. 250/1-b. bendinde yazılı ‘bir örgütün faaliyeti çerçevesinde’ işlenmiş sayılamayacağı ve dolayısıyla da özel yetkili mahkemenin yetkisinin kalmadığının gözetilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
CMK’nun 252. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendine göre CMK’nun 6. maddesinin uygulanmayacağı da emredici kural olarak düzenlenmiştir. Suçun niteliğinin değişmesi halinde alt dereceli mahkemeye dahi dosyanın gönderilebileceği gözetildiğinde dava ‘ekonomisi, yargılamadaki hızlılık, adalet dağıtımındaki istikrar vb.’ düşüncelerle yetkili olmayan özel mahkemenin yasal düzenlemelere rağmen içtihatla yetkili kılınması olanaksızdır. Diğer taraftan CMK’nun 251. ve 252. maddeleri özel yetkili mahkemelerde, sanık hakları yönünden kısıtlayıcı hükümler getirmektedir. Gerçekten de 250. madde kapsamındaki suçlarda, yakalananlar için CMK’nun 91. maddesinin 1. fıkrasındaki 24 saatlik sürenin, 48 saat olarak, olağanüstü hal ilan edilmiş olması halinde ise dört gün ve hatta C.Savcısının talebi ve hakim kararıyla 7 güne kadar uzatılması mümkün olabilmektedir. Ayrıca 250. maddesi kapsamındaki suçlar acele işlerden sayılmakta (CMK. 251/1-a) ve bu mahkemelerdeki tutuklama süreleri de iki kat olarak uygulanmaktadır. (CMK. 251/2)
Bu ve benzer düzenlemelere göre, savunma hakkının kısıtlanacağı ve ayrıca örgütten beraat kararı verildiğinde, özel yetkili ağır ceza mahkemesinin yetkisi dışında kalan suçlardan karar verilebileceğinin kabul edilmesi halinde, bu mahkemelerin yetki ve görev kapsamının genişletilmiş olacağı ve bu hususun Anayasanın hukuk devleti ilkesi ile birlikte düşünülmesi gereken doğal yargıç ilkesine de aykırılık oluşturacağı, kaldı ki yasal düzenlemelerin içtihatla değiştirilemeyeceği nazara alınarak, mahkemece görevsizlik kararıyla dosyanın genel yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmekle, çoğunluğun usul yönünden, kararda isabetsizlik olmadığına ilişkin görüşüne katılmıyorum” görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 11.05.2009 gün ve 208520 sayı ile;
“Adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri hakkındaki Yasanın 14. maddesine göre, ‘mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde, ağırlatıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin, yasada yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur’ özel mahkemelerin görevleri ise kuruluş yasasında gösterilir.
Adli yargı sisteminde CMK m.250 ile özel görevli mahkemeler dışında da birçok özel görevli mahkemeler vardır. Trafik Mahkemeleri, Çocuk Mahkemeleri, Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri, Kaçakçılık Mahkemeleri, Basın Mahkemeleri, Döviz Mahkemeleri, Bankacılık Yasasından doğan davalara bakan mahkemeler, İnfaz Hakimliği gibi. (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile bu mahkemelerin yetki alanları belirlenmiştir.) Bu özel görevli mahkemelerin bir kısmı Sulh Ceza Mahkemesi emsali, bir kısmı Asliye Ceza Mahkemesi emsali, bir kısmı da Ağır Ceza Mahkemesi emsali mahkemeler olarak örgütlenmişlerdir. Genel görevli mahkemeler ile özel görevli mahkemeler arasında emsal ilişki dışında hiçbir astlık üstlük ilişkisi yoktur.
CMK m.250 ile görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanı kurucu madde olan CMK m.250/1 fıkrasında sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre;
‘(1) Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu,
b) Haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde cebir ve teh¬dit uygulanarak işlenen suçlar,
c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç),
Dolayısıyla açılan davalar; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerde görevlen¬dirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür’.
Adli yargı sistemimiz içinde geçmişte benzer suçlarda görevli uzmanlık mahkemeleri olarak Anayasanın 143. maddesi ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulmuştu. Bu mahkemeler 22.05.2004 tarih ve 25469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5170 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında Yasanın 9. maddesi ile ‘dünyada gelişen yeni demokratik açılımlara uyum sağlanması ve bu açılıma uygun bir şekilde temel hak ve hürriyetlerin, evrensel düzeyde kabul edilmiş standart ve normlar ile Avrupa Birliği kriterleri seviyesine çıkarılması amacı’ genel gerekçe ve ‘Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki, sorumluluk ve işleyişinin, Avrupa ölçülerine uygun hale getirilmesi’ madde gerekçesi ile Anayasamızdan ve adli yargı sistemimizden çıkartılmıştır. Anayasa değişikliği ile uyum sağlamak amaçlı olarak 5190 sayılı Yasa ile CMUK’da değişiklik yapılmış ve benzer suçlara bakmak üzere 5190 sayılı Yasa ile değişik CMUK 394/a maddesi ile özel görevli mahkemeler kurulmuştur.
(Yasal düzenlemenin genel gerekçesi; Avrupa Birliğine üye adayı olan Ülkemizin Kopenhag Siyasi Kriterleri bağlamında yerine getirmesi gereken hususlar ile yasal düzenlemeler 24 Temmuz 2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ‘Avrupa Birliği Müktesabatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal Program’da belirlenmiş bulunmaktadır.
Bir taraftan hayat hakkının, demokratik toplumun temel değeri olduğunu ve ölüm cezasının kaldırılmasının, bu hakkın korunması ve tüm insanların doğuştan gelen onurunun bütünüyle tanınması için elzem olduğunu vurgulayan ve Ülkemizce de imzalanan İnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Koruma Avrupa Sözleşmesi’ne Ek 13 No’lu Protokol gereğince ölüm cezasının kaldırılmış olması; diğer yandan, dünyada gelişen yeni demokratik açılımlara uyum sağlanması ve bu açılıma uygun bir şekilde temel hak ve hürriyetlerin, evrensel düzeyde kabul edilmiş standart ve normlar ile Avrupa Birliği kriterleri seviyesine çıkarılması amacıyla kanunlarımızda düzenlemeler yapılması ihtiyacı temel yasamız olan Anayasada da değişiklikler yapma zorunluluğu doğurmuştur.
Bu zorunluluktan hareketle, hazırlanan Kanun Teklifiyle, Anayasanın bazı maddelerinde değişiklikler yapılması öngörülmektedir.
Madde gerekçesi 9.- Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki, sorumluluk ve işleyişinin, Avrupa ölçülerine uygun hale getirilmesi, 2003 tarihli Katılım Ortaklığı Belgesi ve 2003 İlerleme Raporunda beklenti olarak yer aldığından, bu mahkemelerin kuruluşuna ilişkin 143 üncü madde hükmünün yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir.)
Özel görevli Ağır Ceza Mahkemeleri ise CMK m.250 ile sistemimize dahil edilmiştir. CMK’nın Adalet Komisyonu ve TBMM Genel Kurulu görüşmelerinde, kurulmak istenilen özel görevli mahkemeler ile DGM’lerin geri getirildiği iddialarına karşın, zamanın Adalet Bakanı çeşitli defalar söz alarak, CMK m.250 ile kurulmak istenilen Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemelerinin, kaldırılan DGM’lerin yerine getirilen mahkemeler olmadığını vurgulayarak, bu mahkemelerin kurulmasındaki amacın ‘yargıda uzmanlaşmak’ olduğunu açıklamıştır. (Tutanaklarla Ceza Muhakemesi Kanunu; T.C. Adalet Bakanlığı Yayın İşleri Dairesi Başkanlığı; sf: 911-936; Ankara 2005) CMK’nın genel gerekçesi yazılmadığı için maddeler üzerinde görüşmelerden ve yasal düzenlemenin lafzından anladığımız, yasa yapıcının iradesi ‘
