Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2009/9 Esas 2009/254 Karar
Karar Dilini Çevir:
Ceza Genel Kurulu         2009/1-9 E.  ,  2009/254 K.
"İçtihat Metni"

Tebliğname : 2008/254375
Yargıtay Dairesi  : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi       : ZONGULDAK 1. Ağır Ceza
Günü           : 13.06.2008
Sayısı           : 33-105

Adam öldürmek suçundan sanık G. K.’nun, 765 sayılı TCY’nın 448 ve 59. maddeleri uyarınca 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına ilişkin, Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesince 29.12.2003 gün ve 118-225 sayı ile verilen ve kendiliğinden temyize tabi olan hükmün, sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine, dos¬yayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.12.2004 gün ve 2595-4350 sayı ile;
“01.05.2002 tarihli ölü muayene ve olay yeri keşif tutanağının 1, 2 ve 3. sayfalarının zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle CMUK’nun 161. maddesine aykırı davranılması” isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkemece bozma kararına uyularak gereği yerine getirilmiş ve yapılan yargılama sonucunda 05.10.2005 gün ve 22-154 sayı ile maktûlün, sanık tarafından öldürüldüğü hususunun kuşkuya dayalı olduğu, sanığın bu eylemi gerçekleştirdiğine dair kuşku dışında bir kanıt bulunmadığından bahisle sanığın beraatına karar verilmiştir.
Bu kararın da o yer C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 31.12.2007 gün ve 5831-10019 sayı ile;
“Dosya içeriği ile; sanık ile gözleri görmeyen maktûlenin, sanığın ağabeyi ve maktûlenin damadı olan M.’in evinde kaldıkları, sanığın, maktûlenin evde kalmasını istemediği bu nedenle olay tarihinden bir ay kadar önce maktûle ile tartışarak evden gitmesini istediği, olay günü de evin 2 kat balkonunda maktûle, sanık ve sanığın annesi H.’nin oturdukları sırada, H.’nin, 2 yaşındaki torununun evden ayrılması nedeni ile ona bakmak için evden ayrıldığı, maktûle ve sanığın balkonda oturmaya devam ettikleri bir süre sonra eve gelen H.’nin, sanıktan maktûleyi sorduğu, sanığın da evde yok dediği, bunun üzerine balkondan aşağıya bakan H.’nin maktûleyi yerde sırt üstü yatar vaziyette ölmüş olarak gördüğü, olaydan sonra kolluk tarafından sanık ve maktûlenin oturdukları balkonda bir adet 17x10 cm ebatlarında ve 2650 gram ağırlığında, üzeri kanlı taş bulunduğu, taş üzerindeki kan lekesinin maktûleye ait olduğunun ekspertiz raporu ile tespit edildiği, Adli Tıp 1.İhtisas Kurulunun 24.10.2003 tarihli raporunda, burnunda kırık, sol el bileğine yakın yerde kırık, sağ diz kapağı lateralinde lezyonlar ve sol diz kapağı medialinde sıyrık da bulunan maktûlenin başında alın sol üstte çökme kırığına neden olan travmanın sert ve künt bir cismin direk vurulması ile oluşabileceği gibi, kişinin uygun bir zemine düşmesi, düşürülmesi veya yüksekten düşmesi ile de oluşabileceğinin belirtildiği, olay yeri tespit tutanağına göre, maktûlenin ölü vaziyette bulunduğu zeminin yer yer gübre ile kaplı, yumuşak denebilecek bir zemin olduğu, doktor raporu ile, kambur görünümlü olan sanığın, balkonda bulunan taşı 110 cm yüksekliğe kaldırıp maktûle vurma gücüne sahip olduğunun saptandığı, olay sırasında sanık ile maktûlenin birlikte oldukları, sanığın taş ile ilgili çelişkili beyanlarda bulunduğu, bir süre önce maktûlle tartıştıkları, olaydan hemen sonra telaşlı ve ağlar vaziyette görüldüğü durumlarının saptandığı; belirtilen durumların birlikte değerlendirilmesi sonucu, sanığın, maktûlenin kafasına taşla vurup, etrafında korkuluk bulunmayan balkondan düşürerek öldürdüğü anlaşıldığı halde; kasten öldürme suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi” isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozma kararı verilmiştir.
Daire Başkanı C.E.. ise, “Mevcut delilleri tahlil ederek, oluşa uygun bir şekilde değerlendiren yerel mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından sayın çoğunluğun suçun sübut bulduğuna ilişkin görüşüne iştirak etmiyorum” görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Yerel Mahkeme ise 13.06.2008 gün ve 33-105 sayı ile
“Olayın sanığı olarak yargılanıp mahkememizce beraat kararı verilen G. K. hakkında önceki kararda belirtilmiş olmakla birlikte, mahkememizce gözlemlenen durumuyla sakat bir bayan olup, tek başına bir yere tutunmadan yürüme yeteneği bulunmamaktadır. Takip edilen yargılama sürecinde de yapılan tespitte sakat olan G.K., maktûl S. G.’nun kızı bir başka deyişle sanığın görümcesi tarafından adliye koridoruna taşınmış olup sanığın bulunduğu duruşma salonundaki yerde duruşma bittiğinde gelerek sanık bölümünden yine sanığın kolundan tutarak dışarıya naklettiği hususu tespit edilmiştir. Kaldı ki, sanığın görümcesi A.K. sabahleyin eve geldiğini ve H.K.’nun bağırtısını duyduğunu, evin içine girdiğini, evde bulunan ve İstanbul'dan konuk olarak gelen yaşı küçük olayda öldürülen S.’nın yeğeni olan T.'un da arkasından koşarak dışarıya çıktığını, sanık G.ile ölen S.arasında herhangi bir sorunun bulunmadığını belirtmiş olup, yine olay tarihinde ölen S.'yla birlikte olan H. K.da aynı şekilde kızı sanık G.ile maktûlenin arasında herhangi bir sorunun olmadığını beyan etmiştir.
Ayrıca bu beyanlarını yargılama sürecinde de tekrar etmişlerdir. Maktûlenin kızı A. K. tekraren sanığın annesi H.K.’da olayın diğer tanığı M.K.sanıkla maktûlenin aralarında herhangi bir sorununun bulunmadığını, kavga etmediklerini beyan etmiş, sanığın abisi M. K. da bu beyanları desteklemiştir.
Bu durum karşısında sanıkla maktûlenin arasının açık olduğuna dair ifadede bulunan 1986 doğumlu, olay sırasında olay yerine yakın evin 2. katında bulunan T.Ç.isimli şahıstır. Kaldı ki bu şahıs bir taraftan da ölenin öz yeğenidir. İstanbul’dan tatil nedeniyle gelmiş olup dosyada bulunan olay yerine ait sanık ve maktûlenin yaşamlarını sürdürmüş oldukları ev resimlerinden de anlaşılacağı gibi evin basit bir köy evi olduğu ve iddia edilen olay sırasında da yaşı küçük olan bu tanığın aynı katta ve aynı yerde olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki ifadesinde balkonda hiç bir kavga ve gürültü sesini duymadığını, boğuşmaya benzer bağırma seslerini almadığını belirtmiştir ve o sırada sanık G.K.gibi T.Ç.da evde bulunmaktadır. Kaldı ki T.Ç.İstanbul’da yaşamını sürdürmekte ve geçici olarak köye geldiğinde teyzesi maktûleye ziyaret amacıyla geldiği ve ölüm hadisesinden 3 gün önce eve gelip konuk olduğu anlaşılmaktadır.
Beyanında sanık G.’ün teyzesi maktûle S.G.’nu evde istemediği, bu yüzden de kavga ettiğini belirttiği anlaşılmaktadır.
Yargılamanın başlangıcında T.Ç.sanık sıfatıyla CMK’nun 135. maddesi doğrultusunda kendisine müdafi tayin edilmek suretiyle ifadesinin alındığı anlaşılmaktadır.
Bütün bu gözlemlerimiz sanıkla maktûle arasında öldürmeyi gerektirecek derecede bir nedenin kavganın bulunmadığı doğrultusundadır. Kaldı ki eylemin meydana geldiği yer, meydana geliş biçimi açısından kanıtların bir bütün halinde değerlendirilmesi yönünde varsayımlarla hareket edildiği taktirde İstanbul’da yaşamını sürdüren 2. katta yalnız şekilde balkon denilen üst kattaki çıkıntıda oturmakta olan maktûlenin kafasına taşla vurulup yere düşürülmesi şeklinde kabul edilen olayda en az şüpheli olarak T.Ç.’da değerlendirilmeye alınmıştır.
Diğer taraftan olayın meydana geliş biçimi gerek önceki sanığın beraatine dair gerekçeli kararımızda açıklandığı şekilde maktûlenin öldürülmesi olayında kullanılan taşın özellik ve nitelikleri incelendiğinde bu taşın daha önce turşu kavanozlarının içersine turşuyu bastırmak için (hava almasını önlemek için) naylon çoraplara koyarak kullanılan nitelikte taşlardan olmadığı ve bu taşın daha çok özellikle bu iş için aşağıdan çıkarılıp yani evin dışından temin edilip önceden hazırlanıp konulmuş olabileceğinin ihtimalinin çok yüksek olduğu. Kaldı ki bir yere tutunmadan yürüyemediği anlaşılan iki büklüm (kambur) görünümlü bayan olan sanığın bu eylemi gerçekleştirmesi için önce dışardan suçta kullanılan taşı alması kimseye görünmeden bu taşı evin fotoğrafta da görünen balkon benzeri yere önceden getirip koyması ve her ikisinin yalnız olduğu bir sırada eylemin gerçekleştirilmesi sanığın fiziki konumu, sanığın maktûleyi öldürmesi için bu denli bir nedenin bulunmayışı karşısında hayatın olağan akışına ters düştüğü sonucuna varılmıştır.
 Bütün bunların değerlendirilmesi sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi halinde sadece meydana gelen olay karşısındaki heyecanlı oluşu, taşlar hakkındaki değişik beyanlarda bulunması ve yukarıda anlatıldığı şekilde yaşı küçük ve İstanbul’da yaşamını sürdüren maktûlenin yeğeni T.’un ifadelerinin ve özellikle sanığın fiziki durumu itibarıyla Adli Tıp’ın da belirlediği gibi maktûlenin öldürülmesinde kullanılan taşın fiziki özürlü bulunan sanık tarafından havaya kaldırılıp maktûleye vurulabileceğine ilişkin belirlenen tıbbi tespitten hareketle eylemin sanık tarafından gerçekleştiğinin kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Zira bu tespitler dışında gerek savunma yönünde gerekse de toplanan tüm kanıtlardan sanığın eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin görgüye dayalı hiç bir kanıt mevcut değildir. Bu yüzden toplanan kanıtların yeniden mahkememizce değerlendirilerek mahkememize sanığın maktûleyi kasten öldürdüğüne ilişkin mahkûmiyeti için yeterli ve inandırıcı kanıt elde edilemediği vicdani kanısına varıldığı” gerekçesine dayalı olarak önceki hükümde oyçokluğuyla direnmiştir.
Bu hükmün de o yer C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsav¬cılığının “bozma” istekli 11.01.2009 gün ve 254375 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerek¬çelerle karara bağ¬lanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığa yüklenen, kasten adam öldürme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
01.05.2002 tarihinde saat 14.30 sıralarında, ....Beldesine bağlı ...Köyünde yaşlı bir kadının evinin balkonundan düşerek öldüğünün bildirilmesi üzerine, C.savcısının olay mahalline giderek ölü muayenesi ve keşif yaptığı, keşif tutanağında;
 Ölenin 65-70 yaşlarında bir bayan olduğu ve sırt üstü yatmakta olduğunun görüldüğü, düştüğü iddia edilen balkonun incelenmesinde tahminen 2,5 m. boyunda ve 1.20 m. eninde olup, yerden yüksekliğinin 3-3,5 m. olduğu, balkonda korkuluk bulunmadığı, balkonda bulunan 15 cm. boyunda ve 10 cm. eninde, şekilsiz, bir kısmı çıkıntılı bir taşın üzerinde 4-5 cm. ebadında kan izinin olduğunun belirlenmesi üzerine bu taşa el konulduğu;
Yapılan ölü muayenesinde, başta yüzün yoğun şekilde kanlı olduğu, ağzından ve burnundan kan geldiği, takma dişlerinin ağzından çıktığı, sol fronto par

Üyelik Paketleri

Dünyanın en kapsamlı hukuk programları için hazır mısınız? Tüm dünyanın hukuk verilerine 9 adet programla tek bir yerden sınırsız ulaş!

Paket Özellikleri

Programların tamamı sınırsız olarak açılır. Toplam 9 program ve Fullegal AI Yapay Zekalı Hukukçu dahildir. Herhangi bir ek ücret gerektirmez.
7 gün boyunca herhangi bir ücret alınmaz ve sınırsız olarak kullanılabilir.
Veri tabanı yeni özellik güncellemeleri otomatik olarak yüklenir ve işlem gerektirmez. Tüm güncellemeler pakete dahildir.
Ek kullanıcılarda paket fiyatı üzerinden % 30 indirim sağlanır. Çalışanların hesaplarına tanımlanabilir ve kullanıcısı değiştirilebilir.
Sınırsız Destek Talebine anlık olarak dönüş sağlanır.
Paket otomatik olarak aylık yenilenir. Otomatik yenilenme özelliğinin iptal işlemi tek butonla istenilen zamanda yapılabilir. İptalden sonra kalan zaman kullanılabilir.
Sadece kredi kartları ile işlem yapılabilir. Banka kartı (debit kart) kullanılamaz.

Tüm Programlar Aylık Paket

9 Program + Full&Egal AI
Ek Kullanıcılarda %30 İndirim
Sınırsız Destek
350 TL
199 TL/AY
Kazancınız ₺151
Ücretsiz Aboneliği Başlat