"İçtihat Metni"
5846 sayılı kanuna aykırılık suçundan sanık E. Kala'nın aynı Kanunun 81/9-1-a ve 5237 sayılı TCK’nun 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesince verilen 24.07.2007 gün ve 664-634 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesince 08.04.2008 gün ve 2008/17 değişik iş sayı ile verilen temyiz istemin reddi kararının da sanık tarafından temyiz edilmesiyle dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 07.12.2011 gün ve 6388-23951 sayı ile;
"Sanığın daha önce tebligat yapılmayan adresinde Tebligat Kanununun 35. maddesine göre kararın tebliği usulüne uygun olmadığından, temyiz süresinde kabul edilerek, temyiz isteğinin reddine ilişkin 18.04.2008 gün ve 664-17 sayılı karar kaldırılıp, 24.07.2007 günlü hükme yönelik olarak yapılan incelemede,
5728 sayılı Kanun ile 5846 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin tartışılmasının gerekmesi ve aynı Kanunun 562. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulaması olanaklı hale geldiğinden, 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi gözetilerek, yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 21.03.2012 gün ve 18153 sayı ile;
"...Sanık soruşturma aşamasında 'Özmen Cad. Çatap Apt. No: 120/4 Buca/İzmir' adresinde oturduğunu Ceza Muhakemesi Kanununun 147. maddesine göre düzenlenen 14.06.2006 tarihli ifade verme tutanağı ile bildirmiştir. Sanık 24.01.2007 tarihli duruşmada da 'iddianamedeki adreste oturur' biçiminde daha önce bildirdiği Buca/İzmir adresinde oturduğuna dair yapılan adres teyidine bir itiraz da bulunmamıştır. Sanık daha sonra bilinmeyen bir tarihte, İzmir ilinden Tunceli iline taşınmış, fakat bu değişiklikleri ne en son oturduğu mahalle muhtarlığına ne de hakkındaki yargılamayı yürüten mahkemeye hiçbir surette bildirmemiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35/1. maddesi, 'Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur.' hükmünü taşımaktadır. Yine aynı maddenin 2011 yılı değişikliği öncesi yürürlükte olan 2. fıkrası ise; 'Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır' kuralını getirmektedir. Bu kurallar ışığında, adres değişikliğini bildirmeyen ve daha önce resmi merciler huzurunda bildirdiği adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğin geçerli sayılması gereklidir.
Somut olaya benzer biçimdeki bir tebliğin geçerli olup olmadığına ilişkin Yüksek Ceza Genel Kurulu, 31.01.2012 tarih ve 249-1 sayılı kararında da Cumhuriyet Başsavcılığımızın itirazını değişik gerekçeyle kabul etmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde;
'Sanığın daha önce tebligat yapılmayan adresinde Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre kararın tebliği usulüne uygun olmadığından, temyiz süresinde kabul edilmesi gerektiği…' yönündeki görüşe katılmak şu nedenlerle imkansızdır;
Sanığın, hazırlık aşamasında bildirdiği ve daha sonra sorgusunda teyid ettiği adrese yapılan tebliğ geçerlidir. Çünkü sanık adres değişikliğini hiçbir surette resmi mercilere veya mahkemeye bildirmemiştir. Bu nedenle, sanığın resmi mercilere beyan ettiği adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre usulüne uygun olarak yapılan tebliğin geçerli sayılması gereklidir. Bunun dışında, sanığın bildirdiği adrese daha önce tebligat yapılıp yapılmadığına göre 35. maddeye göre yapılan tebliğin geçerliliğine karar vermek anılan hükmün uygulanmasını kanun koyucunun amacını aşacak şekilde aşmak anlamını taşıyacaktır.
Sonuç olarak, hazırlık aşamasında bildirdiği ve daha sonra sorgusunda teyid ettiği adrese yapılan tebliğ geçerlidir. Bunun dışında 35. maddeye göre yapılan tebliğin geçerli sayılması için, sanığın bildirdiği adrese daha önce tebligat yapılmış olmasının aranması hukuka aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, somut olayda, yerel mahkemenin sanık hakkında verdiği temyiz isteminin reddine dair kararının bozulmasına ilişkin Yargıtay 7. Ceza Dairesinin anılan kararı hukuka uygun değildir" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nun 308. maddesi uyarınca itirazı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığın
