"İçtihat Metni"
Sanık Mehmet B. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, eylemin zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik ve mühürde sahtecilik suçlarını oluşturduğu kabul edilerek, 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay; 202/2, 62 ve 53. maddeleri uyarınca da 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.12.2006 gün ve 985-1340 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 04.06.2007 gün ve 2724-3863 sayı ile;
“...Sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Evrakta sahtecilik suçlarının konusunu oluşturan belgenin, taşınabilen bir şey üzerine yazılıp da hukuken hüküm ifade eden bir olayı kanıtlamaya yarayan yazı olduğu, 5237 sayılı TCK'nun 204. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, belgenin varlığının kabulü için yazılı kağıdın bulunmasının zorunlu olmadığı, bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de diğer unsurların varlığı durumunda, belgeden söz edilebileceği, bu bakımdan araç plakalarının da resmi belge olarak kabulü gerekeceğinin vurgulanması karşısında, sahte olarak düzenlenen mührün kullanılması ile oluşturulan araç plakalarında yapılan sahteciliğin 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesinde öngörülen resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturacağı, somut olayda da; sanığın, işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle hakkında başlatılan icra takibinden kurtulmak için, gerçekte 07 AFY 27 plakalı olan otomobiline, para karşılığı tanımadığı bir kişiye sahte olarak düzenlettirdiği motorlu araç trafik tescil belgesi ile 34 TU 7701 sayılı plakaları, söz konusu oto üzerinde kullanması şeklinde gerçekleşen eyleminin, bir bütün halinde 5327 sayılı TCK'nun 204/1. maddesinde öngörülen resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturacağı ve bu olaya özgü zincirleme suçun uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, eylemin 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 43 ile aynı Yasanın 202/2. maddelerinde öngörülen sahtecilik suçlarını oluşturduğundan bahisle yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
2-5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme 08.08.2007 gün ve 1057-374 sayı ile; eylemin "resmi belgede sahtecilik" ve "mühürde sahtecilik" şeklinde iki ayrı suçu değil de bir bütün halinde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve hak yoksunluğu uygulamasında hata yapıldığına ilişkin bozma nedenlerine uymuş, ancak olayda zincirleme suç hükümlerinin koşullarının bulunmadığına ilişkin bozma nedenine ise;
"Zincirleme suç TCK'nun 43/1. maddesinde 'bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bir cezaya hükmedilir ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır' şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda sanık icra takibinden kurtulabilmek amacıyla gerçekte 07 AFY 27 olan aracın bu plakalarını sökerek yerine sahte olarak oluşturulan 34 TU 7701 sayılı plakaları takıp ve yine sahte olarak oluşturulan trafik tescil belgesi ve trafik belgesi ile birlikte bu aracı trafiğe çıkarıp kullanmıştır.
Bu durumda sanık bir suç işleme kararının icrası kapsamında sahte olarak oluşturduğu plakalarla birlikte değişik zamanlarda yine sahte olarak oluşturulan trafik tescil belgesi ve trafik belgesi bulundurarak trafiğe çıkmıştır. Sanığın tüm bu davranışlarının TCK'nun 204/1 maddesindeki tek bir sahtecilik suçunu oluşturduğunun kabulü mümkün değildir" gerekçesiyle direnerek, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan ilk hükümdeki gibi cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar vermiştir.
Bu hüküm de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma” istekli 06.12.2012 gün ve 242508 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; somut olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanığın hacizli olan aracını sahte plaka ve tescil belgeleri ile kullanırken yakalandığı, yapılan incelemede, suça konu plakalar ile trafik-tescil belgelerinin tümden sahte olarak oluşturuldukları, üzerlerinde gerekli mühür izlerinin bulunduğu, sahteliklerinin iğfal kabiliyetini taşıdığının tespit edildiği, sanığın aşamalarda olaydan altı ay kadar önce İstanbul’da tanımadığı bir şahsa para karşılığında suça konu plaka ve tescil belgelerini yaptırdığını, yakalandığı ana kadar da bu plaka ve ruhsat ile aracını kullandığını, ekonomik olarak zor durumda olduğu için bu şekilde hareket ettiğini savunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları, daha sonra da zincirleme suç hükümleri ve uygulanma şartları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Resmi belgede sahtecilik suçunun temel şekli TCK'nun 204/1. maddesinde; "Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun konusu resmi belgedir. Suçla korunan hukuki yarar ise kamu güveni olup, suçun mağduru da toplumu oluşturan tüm bireylerdir. Bununla birlikte suçun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün olduğu
