"İçtihat Metni"
Mahkemesi : BAKIRKÖY 8. Ağır Ceza
Günü : 25.12.2012
Sayısı : 407-559
Sanık H.. A..'ın yağma suçundan 5237 sayılı TCK’nun 148, 35, 62, 53 ve 58. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis, bir suçu işleyememekten duyduğu infialle kasten öldürme suçuna teşebbüsten ise aynı kanunun 82/1-i, 35, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.09.2011 gün ve 324-283 sayılı kısmen re'sen temyize tâbi olan hükmün, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.11.2012 gün ve 4117-8206 sayı ile;
"...B) Sanık hakkında suç işleyememekten duyduğu infialle mağdur Temel'i öldürmeye teşebbüs ve yağmaya teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yapılan incelemede;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, başka bir suçtan aranan sanığın yakalanmadan önce gönderdiği mektup hakkında mağdurun herhangi bir şikayette bulunmadığı, 'Zorla bir şey olmaz, tek korktuğum büyük bir bela alacağım başıma, umarım beni anlıyorsundur' ibaresinin bulunduğu mektubu sakladığı, maddi durumu iyi olan mağdurun kendisine yardım etmemesi ve eskiden yaptıkları tartışmanın etkisiyle mağduru öldürmeye karar veren ve cezaevinden firar eden sanığın, edindiği iki adet silahla olay günü mağdurun işyerine geldiği, işyerinin önünde oturan mağdura 3-4 metre mesafeden iki silahla ateş ettiği, kaçan mağduru takip ederek arkasından ateş etmeye devam ettiği, sekiz isabet alan mağdurun, üretra, kolon lezyonlarına, kolo-üretral fıstüle ve kolostomi nedeniyle yaşamsal tehlike geçirecek ve sağ tibia ile sol patelladaki açık kırıklar nedeniyle ağır (4) derecede kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralandığı olayda;
a) Mağdura yönelik yağmaya teşebbüs suçu yönünden;
Sanığın, mağdura gönderdiği mektupta yardım talebinde bulunduğu, yardım etmediği takdirde hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırıda bulunacağına yönelik bir tehditte bulunmadığı görülmekle unsurları oluşmayan bu suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Mağdura yönelik suç işleyememekten duyduğu infialle öldürmeye teşebbüs suçu yönünden;
Sanığın mağduru öldürmeye önceden karar verdiği, bu kararında sebat ve ısrar gösterdiği, aradan geçen ve tasarlamanın varlığı için yeterli olan zamana rağmen soğukkanlılıkla eylemini gerçekleştirdiği, tasarlamanın şartlarının bulunduğu ve eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 82/1-a maddesi gereğince tasarlayarak adam öldürme suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde kasten adam öldürme suçundan hüküm kurulması,
C) Kabule göre de; sanıktan tahsilen karar verilen vekalet ücretinin katılan lehine yerine katılan vekili lehine karar verilmesi” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Vekalet ücretinin katılana verilmesi yönündeki bozma nedenine uyan yerel mahkeme ise 25.12.2012 gün ve 407-559 sayı ile;
"...Dosya kapsamına göre sanığın çevrede 'Kürt İbo' olarak tanındığı sabit olup mektubun sanık tarafından müştekiye gönderildiği konusunda mahkememiz ile Yüksek Mahkeme arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bozma ilamında mağdurun şikayette bulunmadığı, mektubu sakladığı, sanığın maddi durumu iyi olan mağdurun kendisine yardım etmemesi ve eskiden yaptıkları tartışmanın etkisiyle mağduru öldürmeye karar vererek cezaevinden firar ettiği, eyleminin mağdurun hayatına vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı içermediği, kasten adam öldürmenin de tasarlayarak öldürme şeklinde geliştiği belirtilmektedir. Mağdur ve sanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanıkla mağdurun birbirlerinen para yardımı talep edebilecek bir yakınlıkları ve hukuklarının bulunmadığı aksine mağdurun sanığın kendisinden daha önceden de haraç istediği ve aralarında husumet olduğu iddiasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Mektup cezaevinden gönderilmiş, her ne kadar içeriğinde öncelikle yardım ibareleri kullanılmışsa da sonuç olarak '... Tek korktuğum büyük bir bela alacağım başıma, umarım beni anlıyorsundur' ifadesi ile tamamlanmıştır. TCK'nun 148. maddesi gereğince 'Hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlığını veya mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit' yağmanın zorunlu unsurudur. Cezaevinden aynı nedenlerle daha önce aralarında husumet oluştuğu anlaşılan sanık tarafından gönderilen mektubun sonuç kısmı ve tarafların dosyaya yansıyan hukuksal konumları, mektubun mağdurun vücut dokunulmazlığına karşı bir saldırı tehditi içerdiği sabittir. Zira sanık taleplerinin karşılanmaması halinde başına büyük bir bela alacağını belirtmektedir. Nitekim sanık talebi yerine getirilmediğinde cezaevinden firar ederek mağdura yönelik olarak adam öldürmeye kalkışma suçunu işlemiştir. Mağdurun mektubu gelir gelmez şikayete konu etmemesi mektubun tehdit içeriğini ortadan kaldıran bir unsur değildir. Kaldı ki cezaevinde bulunan şahsın bu tehditi nedeniyle mağdurun korkarak şikayet etmemiş olması da hayatın olağan akışına uygun bir davranış tarzıdır. Bu nedenler karşısında sanığın mektupla tehdit ederek yağmaya kalkışma suçunu işlediği, bu nedenle mahkememiz kararının dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkememiz kararında bir bütünlük içerisinde sanığın yağmaya kalkışma eylemini tamamlayamaması ve mağdurun haraç adı altında para göndermemesi nedeniyle cezaevinden firar ettiği ve mağdura karşı 3-4 metre mesafeden ateş ederek 8 adet ateşli silah yaralanmasına yol açtığı ve adam öldürmeye kalkıştığı gerekçesiyle TCK'nun 82/1-i maddesi gereğince hüküm kurmuş olup bozma ilamında eylemin tasarlayarak adam öldürme olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıdaki belirtilen gerekçelerle yağmaya kalkışma eylemi mahkememiz bakımından sabit görülmüş olup TCK'nun 82/1-i maddesi kapsamında bir suç işleyememekten dolayı kapıldığı infialle bu eylemin gerçekleştirildiği kabul edilmiştir. Bu şekildeki suçun unsurları bakımından 'infial' oluşmasından sonra bitişik olarak eylemin gerçekleştirilmesinin zorunlu olmayıp belli bir süre sonra eylemin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu teoride ve pratikte benimsenmiştir. Sanık eylemi bu özel kasıt altında işlediğinden mahkememizin kararının bu yönden de usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Tüm bu nedenler karşısında sanığın olay tarihinde gönderdiği mektupla mağdura yönelik olarak tehditle yağmaya kalkışma suçunu işlediği, mağdur tarafından talep edilen paranın gönderilmemesi nedeniyle sanığın cezaevinden firar ettiğinde piyasadan edindiği 2 adet tabanca ile mağdurun yanına giderek 3-4 metre mesafeden ateş edip 8 adet ateşli silah yaralanmasına yol açtığı, mesafe, kullanılan silahların niteliği, yaralanma sayısı birlikte değerlendirildiğinde eylemin, bu şekilde bir suçu işleyememekten dolayı oluşan infial ile kasten adam öldürmeye kalkışma suçunu oluşturduğu, sanığın bu nedenle her iki suçtan cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanısına varılmıştır” gerekçesiyle direnerek, ilk hükümdeki gibi sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir.
Kısmen re'sen temyize tabi olan bu hükmün de sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.10.2013 gün ve 47231 sayılı “onama" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
İnceleme, sanık hakkında yağma ve kasten öldürme suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
1- Yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı,
2- Kasten öldürme suçuna teşebbüs eyleminin bir suç işleyememekten duyulan infialden mi, yoksa tasarlanarak mı gerçekleştirildiği,
Noktalarında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konularının sırasıyla değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
1- Yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı:
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık ve katılanın aynı mahallede oturdukları ve katılanın müteahhitlik yaptığı, olaydan iki yıl kadar önce sanığın katılandan para istediği, ancak katılanın vermemesinden dolayı kavga ettikleri ve sanığın katılanı dövdüğü, bu olaydan 5-6 ay sonra çevrede "Kürt İbo" olarak tanınan sanığın katılana mektup yollayarak yardım adı altında para istediği, ancak katılanın sanığa yine para vermediği, olaylarla ilgili olarak bu aşamada katılan tarafından herhangi bir şikayet yapılmadığı, sanığın başka bir suç nedeniyle cezaevine girdiği ve cezaevindeyken 27.05.2009 tarihinde firar edip iki adet silah temin ettiği, olay günü de katılanın işyerinin önüne giderek hiçbir şey söylemeden her iki elindeki tabancayla 3-4 metre mesafeden katılana ateş ettiği, olay yerinde iki ayrı silahtan atılmış toplam yedi adet boş kovan bulunduğu, sanığın dört gün sonra olayda kullandığı silahlarla yakalandığı,
Adli Tıp raporunda, katılanın vücudunda sekiz adet ateşli silah yaralanması oluştuğu, batın bölgesindeki yaranın hayati tehlikeye neden olduğu, bacağında oluşan iki yaralanmanın hayat fonksiyonlarını 4. derecede etkileyecek nitelikte kırıklara neden olduğu, diğer beş adet yaralanmanın ise hayati tehlikeye neden olmadığı bilgilerine yer verildiği,
Sanık tarafından katılana gönderilen suça konu mektubun aynen;
“Meraba Temel abi ben Kürt İbo nasılsın iyi misin inşallah sağlığın moralin yerindedir. Beni sorarsan hiç iyi değilim geçmişte aramızda bir tatsızlık oldu. Bunun için çok pişmanım beni bir kardeşin olarak görüp affetmeni istiyorum. Bazı olaylarda gaza geldim anla beni. Beni şu anda gaza getirenler yanımda yok ve ben şu anda perişan durumdayım, bazı arkadaşlarım tutuklandı, heryerde devletin operasyonu var kim hoplayıp zıplıyosa çeteden tutukluyorlar. Beyoğlundaki arkadaşlarım ya aranıyo yada cezaevinde bende hiçbir yere gidemediğimden dolayı sıkışmış bir durumdayım, cezalarım kesilmiş az az cezalarla geliyorlar vede şu anda dokuz sene cezam geldi para cezalarıyla birlikte anlıcan yakalanırsam TCK’da çıkana kadar yatmak zorundayım anla beni bunları sana anlatıyorum seni bir abi olarak gördüğüm için bana yardım etmeni istiyorum
