(2942 S. K. m. 35) (3194 S. K. m. 19) (743 S. K. m. 2, 3) (YİBK 14.2.1951 T. 1949/17 E. 1951/1 K.) (YİBK 08.11.1991 T. 1990/4 E. 1991/3 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar Asliye 5.Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 27.10.2000 gün ve 1999/812 E- 2000/945 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 01.05.2001 gün ve 2001/4086-8154 sayılı ilamiyla;
( ...Dava, İstanbul İli Üsküdar İlçesi Altunizade mahallesinde bulunan 1313 ( 1143 ) ada 14 ( 176 ) parsel sayılı taşınmazın davalı Üsküdar Belediyesi adına olan tapu kaydının iptali, mümkün olmadığı takdirde taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığının kabulü ile bedelinin tahsili istemi ile açılmıştır.
Davaya konu teşkil eden taşınmaz 247,60 m2 iken, 162,75 m2'si davacının 20.09.1991 tarihli dilekçesi üzerine Üsküdar Belediye Encümeninin 03.10.1991 tarih ve 2000 sayılı kararı ile yola terk edilmiştir. Yola terk için davacının inşaat ruhsatı alma maksadı gütmesi terk işleminin şartlı hibe durumuna dönüştürmez. Kamulaştırma Kanunun 35. maddesi uyarınca malikinin muvafakati ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılan yerler hakkında eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve bedeli istenemez.
Dava konusu edilen bölüm davacının kendi iradesi ile yol olarak terk edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi, doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, hata nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, mülkiyeti müvekkiline ait Üsküdar İlçesinde bulunan 14 nolu parselde inşaat yapmak üzere 1991 yılında belediyeye başvurduğunu, bu başvuru üzerine Üsküdar Belediye Encümeni'nin 22/11/1991 tarihinde aldığı karar gereğince "halen 232 m2 olan parselin planda B ile gösterilen 162.75 m2.lik kısmı imar yolu içinde kaldığından bu alanın davalı belediye adına bedelsiz olarak terkedildiği takdirde inşaat izni verileceği ve projenin onaylanacağının bildirildiğini, müvekkilinin bu isteğe zorunlu ve istemeyerek uyarak, projenin imardan geçmesi ve inşaat ruhsatı verilmesini sağlamak amacıyla, 162.75 m2.lik kısmı yola bedelsiz terkettiğini, ayrıca imar izni için şart koşulan belediyenin yol fazlası olarak elinde bulundurduğu planda E ile gösterilen kısmı satın aldığını, bu koşulları yerine getirmesine rağmen belediyenin projeyi tasdik etmediğini, Belediyece sonradan yapılan imar planı tadilat teklifinde bu parselin yeşil alan içinde kaldığını ve bu plan tadilat teklifinin sonuçlanıncaya kadar bir uygulama yapılmayacağının bildirildiğini, bu tadilat teklifinin 3 kere reddedildiğini, buna rağmen seçimlerden sonra yeniden yapılan tadilat teklifinin onanması sonucu tüm imar hakları elinden alınarak, inşaat izin talebinin reddedilip, parsel üzerine kamulaştırma şerhi konulduğunu, bu şekilde davalı Üsküdar Belediyesinin müvekkilini hataya düşürüp kötü niyetle parselin 2/3 lük kısmını elinden bedelsiz olarak aldığını, imar planı değişip imar izni verilmediğinden müvekkilinin yola terk nedeninin ortadan kalktığını, bu nedenle 14 nolu parselden yola terkedilen kısmın tapusunun iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, bu olmazsa bedelin tazminat olarak verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili Belediyenin davacıya taahhüdüne ilişkin bir belgenin olmadığını, davacının daha önce idari yargıda açtığı işlemin iptali ve adli yargıda açtığı tazminat davaların reddedildiğini belirterek bu davanın da reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme davacının dava konusu parselde inşaat yapabilmesi için belediyece istenen koşulları yerine getirmesine rağmen, bina yapmak için davacı başvurduğunda, bu yerin imar planında park yeri olarak ayrılması nedeniyle ruhsat verildiği, belediyenin davacının zor durumundan yararlanarak bedelsiz terk işlemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından, davacı tarafından yapılan bağışın bu nedenle geçersiz olduğu sonucuna vararak yola terk edilen kısmın tapusunun iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar vermiştir. Özel Dairece; yukarıda açıklanan nedenlerle karar bozulmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü, tarafların işlem ve eylemlerinde gerçek amaçlarının tespiti ve MK.nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük ve madde 3'de açıklanan iyiniyet ilkelerine uygun hareket edilip edilmediğinin tespitine bağlıdır.
Hemen belirtelim ki, bütün hakların kullanılmasında uyulması gerekli bir kural vardır bu, Medeni Kanunun 2.maddesinde ifade edilen dürüstlük ( objektif iyiniyet ) kuralıdır. Bir hak, dürüstlük kuralına aykırı kullanılırsa kötüye kullanılmış olur. Bir hakkın sırf başkasına zarar vermek amacıyla kullanılmasını yasa korumaz.
Dürüstlük kuralı bir kimseden dürüst bir insan olarak beklenen davranışı ifade eder. Bir davranışın bu nitelikte olup olmadığı, toplumda geçerli ahlak ölçülerine gelenek ve göreneklere, karşılıklı uygulana gelen teammüllere ve hakları sağlayan ilişkilerin amacına göre tayin edilir.
Diğer yandan, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirlerken; o kişinin hakkın kullanılmasında geçerli ve haklı bir yararının bulunup bulunmadığının, hakkın kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasında aşırı oransızlığın bulunup bulunmadığı, bir kimsenin kendi ahlaka aykırı davranışına dayanması ve uyandırılan güvene aykırı davranışta bulunması gibi ölçütler hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirler. ( Prof.Dr.M.Kemal Oğuzman Medeni Hukuk-Temel Kavramlar 5.Bası 1985.sf, 154 vd ).
Hakkın kötüye kullanıldığı savunma olarak ileriye sürülmüş olmasa dahi bu husus d