Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1207 Esas 2019/325 Karar
Karar Dilini Çevir:
Hukuk Genel Kurulu         2017/1207 E.  ,  2019/325 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda (kapatılan) Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.05.2012 tarihli ve 2010/339 E., 2012/243 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.11.2013 tarihli ve 2013/5711 E., 2013/15915 K. sayılı kararı ile:
"...Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil,tazminat ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacılar miras bırakanı ...’ın 27.11.2008 tarihinde dul ve çocuklu olarak vefat ettiği ve murisin tamamının çocuklarından oluşan 8 mirasçısı olduğu, murisin adına kayıtlı 3 parsel sayılı taşınmazda 6 bağımsız bölümden oluşan apartmanın 2. katındaki 5 nolu bağımsız bölümü 21.10.1993 tarihinde tapuda satış göstermek suretiyle davalı oğluna temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, miras bırakanının davalıya yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonucu, temliklerin muvazaalı olmadığı ve muvazaa iddialarının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, miras bırakan tarafından sağlığında hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapılmışsa, mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
Somut olaya yukarıdaki ilkeler ışığında bakıldığında, miras bırakanın adına kayıtlı 3 parsel sayılı taşınmazda 6 bağımsız bölümden oluşan apartmanda 1, 2, ve 3 nolu bağımsız bölümlerin halen muris adına kayıtlı olduğu, murisin başka eşten olma çocuğu davacı ..., aynı eşten olma çocukları davacı ..., davalı ..., dava dışı ......, ....., Gülten, Ayşe ve Ayten'i mirasçı olarak bıraktığı, murisin dava dışı çocuğu ...... ve .....'e de 3 parsel sayılı taşınmazda bağımsız bölümler temlik ettiği ve onlar ve kayıt malikleri aleyhine eldeki davanın davacıları tarafından muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak dava açıldığı, davacı ... ile murisin diğer çocukları arasında Vahit'in murisin çocuğu olup olmadığına dair davanın görüldüğü ve davacı ...'in murisin çocuğu olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile saptandığı ve yine aralarında tazminat davasının olduğu görülmektedir.
Esasen yukarıda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Bir başka ifade ile murisin iradesi önem taşımaktadır.
Mahkemece toplanan deliller yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, miras bırakının yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirasçıdan mal kaçırmak olduğu ve bu amaçla temliklerin gerçekleştirildiği, davalının da bedel ödediğini kanıtlayamadığı gözetildiğinde işlemin muvazaalı olduğu tartışmasızdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.1990 tarih ve 1989/3–602 Esas 1990/56 karar sayılı ilamında kabul edildiği gibi murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaaya dayanan devir ve temlikler geçersiz olduğundan, davaya konu taşınmazı muvazaalı olarak iktisap eden davalının işgali iyi niyetli sayılamaz ve kendisinden mal kaçırılan davacılar, murisin ölüm tarihinden başlayarak dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil isteyebilirler
Bilindiği üzere; muvazaa nedenine dayalı olarak verilen kararlar yenilik doğurucu değil, açıklayıcı nitelik taşırlar.
Bu suretle oluşan kararlara konu işlemler yapıldıkları tarihten itibaren butlanla malüldür ve yapılmamış sayılırlar.
Öte yandan, muvazaalı işleme taraf olan, kişinin iyiniyetli olduğundan söz etme olanağı da yoktur. Tarafı bulunduğu işlem yok hükmünde olup, bu suretle oluşan tescil de yolsuz tescil niteliğindedir.
Hal böyle olunca açılan davanın kabulüne ve belirlenecek ecrimisil miktarına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir..."
gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, tarafların ortak murisi (babaları) ...'ın 27.11.2008 tarihinde dul olarak öldüğünü, geride tamamı çocukları olan sekiz mirasçısının kaldığını, davaya konu 3 parselde kayıtlı altı adet bağımsız bölümden oluşan apartmanın tamamı muris adına kayıtlı iken, murisin 4 numaralı daireyi 28.12.1993 tarihinde dava dışı oğlu ...... Bıyık'a, 6 numaralı daireyi 05.02.1993 tarihinde dava dışı oğlu ..... Bıyık'a, dava konusu 5 numaralı daireyi ise 21.10.1993 tarihinde tapuda satış göstermek suretiyle davalıya devrettiğini, oysa ki temliklerin tamamının mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, gerçekte taşınmazların bağışlandığını, keza Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli olan murisin o tarihlerde paraya ihtiyacının bulunmadığını, ölünceye kadar apartman dairelerinden birinde davalı ile oturup, diğer beş dairenin de kirasını aldığını, evladına daire satmak için hiç bir haklı nedeninin olmadığını, taşınmazın 1977-1978 yıllarında muris ile davacı ... tarafından inşa edildiğini, murisin bu altı bağımsız bölüm dışında başka bir mal varlığının da olmadığını ileri sürerek, davaya konu taşınmazın tapu kaydının davacıların miras payı oranında iptal edilerek adlarına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde bu paylara isabet eden bedelin tahsiline ve ayrıca dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, taşınmazı o tarihteki rayiç değeri olan 40.000.000TL'yi ödeyerek satın aldığını, satış bedelinin tapuda düşük gösterildiğini, satışın gerçek olup bütün kardeşlerinin bu durumu bildiğini, murisin 1993 yılında emekli olmadığını ve maaşının bulunmadığını, emekli olmak için paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek taşınmazda oturan çocuklarına ya satın alın ya da kira ödeyin dediğini, binayı kalfalık yaparak kendi kazandığı paralarla yapmalarına karşın kendisi ve iki kardeşinin oturdukları daireleri para ödeyerek satın aldıklarını, birinci ve ikinci kattaki dairelerin yapımında davacı ...'ın çalıştığını, üzerindeki dört dairenin ise kendi kazancı ile tamamlandığını, aynı tarihte onaltı yıllık kalfa olup maddi durumunun iyi olduğunu, 1983 yılından bu yana davaya konu 5 numaralı dairede oturduğunu, babalarının daireleri kendilerine inşa ettirirken "sadece üç oğluma vereceğim çünkü diğerlerinin hakkı yok" diye yaptırdığını, kendilerinin de gençlik hevesi ile kazandıkları paranın tamamını binanın yapımı için harcayarak binayı tamamladıklarını, murisin davacı ...'a da oturmakta olduğu daireyi satma teklifinde bulunduğunu, ancak Ramazan'ın önerdiği bedeli kabul etmediğini, davacı ...'in ise o tarihte ortada olmadığını, Vahit'in kardeşleri olduğunun babalarının ölümünden sonra ortaya çıktığını, ecrimisil koşullarının da oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, binadaki iki dairenin muris tarafından, bunların üzerindeki dört dairenin ise davalı ile dava dışı kardeşleri ..... ve ......'in katkılarıyla yaptırıldığı, bu katkıları sebebiyle davalının 5 numaralı daireye ..... ve ......'in de 4 ve 6 numaralı dairelere yerleştikleri, davalının 1983 yılından itibaren dava konusu dairede oturduğu, 1993 yılına gelindiğinde murisin emeklilik prim borçlarını ödemek için paraya ihtiyacı olduğu, bu sebeple çocuklarını toplayarak öncelikle daireleri içinde oturan çocuklarına satmak istediğini, kabul etmemeleri hâlinde başka kişilere satacağını açıkladığı, bunun üzerine davalı ile ..... ve ......'in oturdukları daireleri aynı yılın değişik tarihlerinde bedellerini ödeyerek satın aldıkları, murisin satış bedelinin bir kısmıyla SSK prim borçlarını ödediği, bir kısmını ev eşyaları için harcadığı, ayrıca satış bedelinden kızlarına da yardımda bulunduğu, bir kısmını da kızı...... ile açtırdıkları ortak hesaba yatırıp bilahare iki kez evlenmesi sırasında sarf ettiği, davalı tanığı olarak dinlenen ve davanın kazanılmasında yararları bulunan kız kardeşlerin de savunmayı aynen doğruladıkları, üç dairenin hâlen muris adına kayıtlı olduğu, mal kaçırma amacı olması halinde murisin bunları da devredebileceği, tapudaki bedelle gerçek değer arasında var olan farkın da tek başına muvazaanın varlığını kabule yeterli olmadığı, kaldı ki bedelin düşük tutulmasının davalının daireye katkısından kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda karar başlığında açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel mahkemece ilk hükümdeki gerekçelerle direnme kararı verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ortak miras bırakan tarafından davalı oğluna satış suretiyle yapılan temlikin gerçekte mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı, burada varılacak sonuca göre davacı mirasçıların tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne ve bu bağlamda murisin ölüm tarihi ile dava tarihi arası için belirlenecek ecrimisilin tahsiline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, pozitif hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 19. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 18.) maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede, "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir.
Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak iki gruba ayrılmaktadır; mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı (oluşturmayı) istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görünüşünü/intibaını yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar.
Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yap

Üyelik Paketleri

Dünyanın en kapsamlı hukuk programları için hazır mısınız? Tüm dünyanın hukuk verilerine 9 adet programla tek bir yerden sınırsız ulaş!

Paket Özellikleri

Programların tamamı sınırsız olarak açılır. Toplam 9 program ve Fullegal AI Yapay Zekalı Hukukçu dahildir. Herhangi bir ek ücret gerektirmez.
7 gün boyunca herhangi bir ücret alınmaz ve sınırsız olarak kullanılabilir.
Veri tabanı yeni özellik güncellemeleri otomatik olarak yüklenir ve işlem gerektirmez. Tüm güncellemeler pakete dahildir.
Ek kullanıcılarda paket fiyatı üzerinden % 30 indirim sağlanır. Çalışanların hesaplarına tanımlanabilir ve kullanıcısı değiştirilebilir.
Sınırsız Destek Talebine anlık olarak dönüş sağlanır.
Paket otomatik olarak aylık yenilenir. Otomatik yenilenme özelliğinin iptal işlemi tek butonla istenilen zamanda yapılabilir. İptalden sonra kalan zaman kullanılabilir.
Sadece kredi kartları ile işlem yapılabilir. Banka kartı (debit kart) kullanılamaz.

Tüm Programlar Aylık Paket

9 Program + Full&Egal AI
Ek Kullanıcılarda %30 İndirim
Sınırsız Destek
350 TL
199 TL/AY
Kazancınız ₺151
Ücretsiz Aboneliği Başlat