"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bakırköy 13. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.05.2015 tarihli ve 2013/618 E., 2015/218 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17.05.2018 tarihli ve 2015/18295 E., 2018/11018 K. sayılı kararı ile;
"… A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, iş aktinin davalı tarafından haksız feshedildiğini, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 08/05/2002 tarihinden 27/09/2013 tarihine kadar desinatör olarak kesintisiz çalıştığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkil şirket nezdinde 3 farklı dönemde kısa sürelerle çalışmış olduğunu, 11,5 yıl kesintisiz çalışmadığını, diğer işçilere hakaretler ettiğini, çalışanlardan birine "beyazı da eline vereyim mi?" şeklindeki beyanına verilen cevap üzerine o çalışanı yumrukladığını, bu nedenle davacı ile çalışma imkanı kalmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, geçmiş dönemlerde çalışmalar karşılığı tüm hakları kendisine ödenmek suretiyle iş sözleşmesinin fesholduğunu, ödemelere ilişkin makbuz ve ibranamelerin sunulduğunu, sözleşmelerin feshinden sonra davacının başka işyerlerinde çalıştığını, 11,5 yıl boyunca davalı işyerinde çalıştığı iddiasının hizmet döküm kayıtlarından anlaşılacağı üzere gerçek dışı olduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davacının davalıya ait işyerinde 08/05/2002-20/02/2004 tarihleri arası ve 10/11/2004-27/09/2013 tarihleri arası iki dönem halinde toplam 10 Yıl 8 Ay çalıştığı, davalı vekili cevap dilekçesinde davacının işyerinde çalışan bir kişiyi yumruklayarak işyeri çalışma düzenini bozduğu gerekçesiyle iş akdinin feshedildiğini iddia etmesine rağmen bizzat davalı tanığı beyanından da anlaşılacağı üzere davacının o kişiyi yumruklamadığı, davacının işverenin başka işçisine saldırmadığı, hakaret etmediği, ileri geri konuştuğu, bu nedenle davacının eyleminin İş Kanunu'nun 25/ll-d maddesinde düzenlenen işverene haklı fesih hakkı verecek şekilde olmadığı, davacının eylemi işverenin başka işçisine sataşma olarak kabul edilse dahi diğer işiçinin de aynı şekilde eylemi bulunmasına rağmen bu işçinin halen aynı işyerinde çalışmakta olduğu, böylece davalı işverenin eşit eyleme eşit işlem yapma borcuna uygun hareket etmediği, dolayısıyla davalı işverenin iş akdini feshinin haksız olduğu anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkının doğduğu, davacıya çalışırken 30/12/2011 tarihinde ödenen kıdem tazminatı işlemiş yasal faizi ile birlikte hesaplanan kıdem tazminatından mahsup edildiği, davacı fazla çalışma ücreti, bayram ve genel tatil ücreti ile izin ücreti taleplerinde bulunmuş olup, fazla çalışma yaptığını, bayram ve genel tatillerde çalıştığını ispat ettiği halde bu çalışmaların karşılığı olan ücretlerin ödendiği, ücretli izinlerin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiği imzalı ücretli izin defteri, ücret bordrosu ve makbuz gibi belgelerle işveren tarafından ispat edilemediğinden davacının bu alacaklarının bulunduğu, davacı her ne kadar hafta tatili ücreti ve asgari geçim indirimi talebinde bulunmuş ise de; hafta tatillerinde çalıştığını ispat edemediğinden asgari geçim indirimlerinin tamamının davacıya ödendiği anlaşıldığından davacının bu taleplerinin reddedildiği, fazla çalışma ücreti ile genel tatil ücretlerinden takdiren 1/3 indirim yapılıp ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hafta tatili ücreti ve asgari geçim indirimi haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamından davacının işe iade davasını eldeki işçilik alacaklarına ilişkin dava ile aynı tarihte açıtığı, işe iade davası kabul edilip onanınca işe iade talepli davacı ihtarının davalıya 06/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti feshe bağlı haklar olup, işe iade davası açılması halinde fesih askıdadır ve bu alacakların işe iade davası ile birlikte talep edilmesi mümkün değildir. Bir diğer deyişle, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti talepleri bakımından erken açılmış dava söz konusu olduğundan, bu taleplerin bu nedenle usulden reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
3-Ulusal bayram genel tatil ücreti bakımından, tüm taraf tanıklarının beyanlarından 2008 yılından sonra ulusal bayram genel tatil çalışması olmadığı anlaşılmaktadır. Hükme esas bilirkişi raporunda ise bu alacak 01/10/2008 tarihinden itibaren hesaplanmıştır. Açıklanan nedenle ulusal bayram genel tatil ücreti talebinin reddi gerekir iken kabulü hatalıdır.
4-Hükmedilen miktarın net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi hatalıdır..."
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda kısmen direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin aylık net 1.605,00TL ücretle çalıştığını ve iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının hak ettiği alacakların miktarı konusunda alınan bilirkişi raporunda 18.758,58TL bakiye kıdem tazminatı, 3.723,64TL ihbar tazminatı, 6.952,20TL yıllık izin ücreti, 8.025,97TL fazla çalışma ücreti ve 694,43TL bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu hesaplanmış olup, fazla çalışma ücreti ile genel tatil ücretlerinden takdiren 1/3 indirim yapılıp ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarıda başlık bölümünde açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece; Özel Daire bozma kararının (2) ve (3) numaralı bozma nedenlerine uyulmasına ancak (4) nolu bozma nedeni yönünden ısrar edilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde; işçilik alacakları ile ilgili davaların tümünde hükmedilen alacakların net mi brüt mü olduğu belirtilmeden binlerce karar verildiği hâlde şimdiye kadar hiçbir karar ile ilgili ne taraflardan ne de kararın infazı için icraya konulmasından sonra icra müdürlüklerinden infazda tereddüt oluştuğundan bahisle kararın açıklanması talebinin gelmediği, kaldı ki hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda alacakların net olarak hesaplandığının ortada olduğu gibi bir kararda alacağın net mi brüt mü olduğu belirtilmemişse ilk önce akla gelmesi gerekenin net olduğu, diğer hukuk mahkemelerince de verilen kararlarda hükmedilen alacağın içinde ödenmesi gereken vergiler bulunabileceği hâlde alacağın net mi brüt mü olduğunun belirtilmediği, fakat bu kararların alacağın net mi brüt mü olduğu konusunda infazda tereddüt oluşacağı gerekçesiyle bozulmadığı, esasen hükmedilen alacağın brüt olarak hükmedilmesinin de pek çok sorunları beraberinde getirdiği, alacağın brüt olarak hükmedilmesi hâlinde bu alacağın içinde vergi ve sigorta primi de bulunduğundan harçların hükmedilen tüm alacak miktarı üzerinden hesaplanacağı ve davalının davacının kazandığı net alacağın dışında vergi ve sigorta primlerinin de harcını ödemeye mahkûm edileceği, bu durumun vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden de söz konusu olduğu, belirtilen bu nedenlerden dolayı iş mahkemelerinden verilen kararlarda hükmedilen alacağın diğer mahkemelerde olduğu gibi net mi brüt mü olduğunun belirtilmesine gerek olmayıp, alacağın net olduğunun anlaşılması gerektiğinden bozmanın buna dair kısmına uyulmayıp önceki kararda ısrar edildiği gerekçesiyle kısmen direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, işçilik alacakları hüküm altına alınırken net mi brüt mü olduğunun hükümde açıkça belirtilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
I-Direnme Kararının Temyizi Yönünden:
Öncelikle işçi ücretlerinin tespit şekli ve vergilendirilmesi üzerinde durulmalıdır.
1- İşçi ücretinin tespit şekli ve vergilendirilmesi
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1'inci maddesinde gelir tanımlanmış olup, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin ise bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 2’nci maddesinde ise geliri oluşturan bu kazanç ve iratlar sayılmış, “ücret”in de bu kazanç ve iratlar arasında olduğu açıkça belirtilmiştir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 3’ncü maddesine göre Türkiye’de yerleşmiş olanlar ile resmî daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müe