"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “rücuan tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 27. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karar davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı ... (SGK/Kurum) vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı ...’ın 18.10.2009 tarihinde geçirdiği trafik iş kazasında vefat ettiğini, müfettiş raporunda ve ... 2. İş Mahkemesinin 2010/168 Esas sayılı davasında alınan bilirkişi raporunda davalıya ait aracı kullanan sürücünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ölen sigortalının eş ve çocuklarına toplam 56.687,35TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 21.257,76TL’nin gelir bağlama onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiştir
Davalı Cevabı:
5. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkillerinin murisinin kusuru bulunmadığını, tarafı olmadıkları davada alınan kusur raporunun bağlayıcı olmadığını, kazanın olduğu kavşakta kaza tarihi ve saatinde trafik ışıklarının çalışıp çalışmadığı, çalışıyor ise ne şekilde çalıştığı ve varsa kamera kayıtları getirtilerek keşif yapıldıktan sonra kusur raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemenin Birinci Kararı:
6. ... 5. İş Mahkemesinin 20.01.2014 tarihli ve 2011/945 E., 2014/6 K. sayılı kararı ile; ... 2. İş Mahkemesinin kesinleşen 2010/168 E. sayılı dosyasında vefat eden sigortalı ...’ın (sigortalı) %25, davalıların murisi ...’ın (sürücü) %75 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği, bu davada alınan ilk kusur raporunda ise sigortalının %40, sürücünün %60 oranında kusuru olduğunun belirtildiği, davalıların ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/472 E. sayılı davasında düzenlenen raporu sunarak kusur oranlarına itiraz ettiği, çelişkinin giderilmesi için alınan 01.07.2013 tarihli raporda sigortalıya %25, sürücüye %75 oranında kusur izafe edildiği, 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davada Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından düzenlenen ve sigortalının %30, sürücünün %35 ve sinyalizasyondan sorumlu kuruluşun %35 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, uzman kuruluş olması nedeniyle ATK’nın 27.12.2012 tarihli raporunun hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve davalılar murisinin %35 oranındaki kusuruna denk gelen 9.920,28 TL Kurum zararının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Dairenin Kararı:
7. ... 5. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
8. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.11.2015 tarihli ve 2014/15439 E., 2015/20868 K. sayılı kararı ile; (1) numaralı bentte mahkemece, davalıların murisi ...’ın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 21. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesi kapsamına giren sigortalı niteliğine sahip olup olmadığı ve bu hâlde kusurlu sigortalının hak sahiplerine rücu edilip edilemeyeceği hususunun irdelenmemesi isabetsiz ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu hususun bozma nedeni yapılmadığı belirtildikten sonra, (2) numaralı bentte aynı olay hakkında çelişkili kusur raporlarının varlığı nedeniyle, hak sahibi dosyasında alınan kusur raporunun hükme esas alınamayacağı, bu nedenle alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyeti vasıtasıyla zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde kusurun aidiyeti ve oranının tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenerek raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı
9. Bozma sonrası dosyanın tevzi edildiği ... 27. İş Mahkemesinin 11.10.2016 tarihli ve 2016/877 E., 2016/500 K. sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu bozma kararı doğrultusunda alınan 18.07.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda sürücünün %75, sigortalının %25 oranında kusurlu olduklarının belirtilmesi nedeniyle diğer raporlarla birlikte tüm dosya kapsamı göz önüne alınarak yapılan değerlendirmeye göre hak sahibi dosyasındaki kusur raporundaki tespitleri en son alınan raporun teyit ettiği, bu nedenle bozmadan önce hazırlanan ve sürücünün %75 kusuruna göre hesaplama yapılan 15.02.2013 (15.05.2013) bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Kararı
10. ... 27. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
11. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06.02.2017 tarihli ve 2016/18643 E., 2017/646 K. sayılı kararı ile; "...Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Davaya konu somut olayda, sigortalının 18.10.2009 tarihinde işverene ait araç ile seyir halinde iken, ışıklı kavşakta davalıların murisinin kullandığı araç ile çarpışması sonucu vefatı ile sonuçlanan iş kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesinin 4. Fıkrası olup anılan maddede, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edileceği belirtilerek kusurlu davranışı bulunan üçüncü kişinin sorumluluğu, ödemelerin tümü yönünden kabul edilmesine karşın gelir bakımından başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile sınırlandırılmıştır. Bu tutarlara ayrıca, davalı yada davalıların kusur oranlarının da uygulanması gerektiği açıktır.
Mahkemece, hak sahibi dosyasında Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporu esas alınarak, davalıların sorumluluğuna hükmedilmiş ise de; davalılar tarafından açılan tazminat davasında alınan bilirkişi raporunda, ...’ın %75, sigortalının %25 oranında kusurlu olduğunun bildirilmesi, hak sahibi dosyasında hükme esas alınan rapordan önce sunulan bilirkişi raporunda, ...’ın %25, sigortalının %50, kavşağın düzenlenmesinden sorumlu belediye başkanlığının %25 oranında kusurunun bulunduğunun bildirilmesi, eldeki davada bozma sonrası alınan raporda ise, davalıların murisi ...’ın %75, sigortalının %25 oranında kusurlu olduğunun ve sinyalizasyon sorumlusu kuruluşun kaza tarihinden sonra sinyalizasyon düzenlemesi yapıp yapmadığı bilinmediğinden kazada sinyalizasyon hatasının kesin olmadığını bildirilmesi karşısında, anılan raporun kazada sinyalizasyon hatasının etkisi yönünden somut veriye dayanmadığı görülmekle, hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilerek, öncelikle, kaza mahallinde kaza tarihindeki sinyalizasyondan sorumlu kuruluş belirlenerek, kaza tarihinden sonra anılan kavşakta sinyalizasyon düzenlemesi yapılıp yapılmadığı sorularak, hak sahibi dosyasında kaza mahallinde yapılan keşifteki tespit edilen hususlar da göz önünde alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyeti vasıtasıyla, zararlandırıcı sigorta olayının m
