Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/456 Esas 2021/474 Karar
Karar Dilini Çevir:
Hukuk Genel Kurulu         2020/456 E.  ,  2021/474 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 2. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararından sonra mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
5. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat ustası olarak davalıya ait inşaat işinde 13.07.2009-14.12.2009 tarihleri arasında çalıştığını, aylık ücretinin net 1.800,00TL olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ihbar tazminatı ile tüm aylara ait ücret ve fazla çalışma alacaklarının davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabı:
6. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alt işveren olan dava dışı .. İnşaat A.Ş.’nin elemanı olarak bir süre müvekkili uhdesinde kalan inşaatta çalıştığını, müvekkili şirketin haberi olmadan sigorta numarası kullanılmak suretiyle sigorta girişinin bu şirket tarafından yaptırıldığını, müvekkili şirketin bu durumu öğrendiğinde sigorta girişlerini kaldırdığını, bu arada kendilerinin sigorta primlerinin müvekkili tarafından, ücretlerinin ise Hat İnşaat A.Ş. tarafından ödendiğini, alt işverenlik ilişkisi kalmayınca da davacının işten ayrıldığını, dava dilekçesinde bildirilen ücreti kabul etmediklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
7. Ankara 2. İş Mahkemesinin 13.11.2012 tarihli ve 2011/783 E., 2012/856 K. sayılı kararı ile; davacının davalı işveren bünyesinde 13.07.2009-14.12.2009 tarihleri arasında beş ay çalıştığı, uzun süre ücret almadan çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle davacının isticvap edilerek resen yemin eda ettirildiği, öte yandan ücretin ödendiği konusunda işverenin tanık dinletemeyeceği, ancak yazılı belgeleri yoksa yemin deliline başvurabileceği, davacının ihbar tazminatı ile ödenmeyen ücret ve fazla çalışma alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
8. Ankara 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
9. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 12.11.2013 tarihli ve 2013/13866 E., 2013/18906 K. sayılı kararı ile; “…Davacının davalı nezdinde çalışıp çalışmadığı ihtilaflıdır.
Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde 13/07/2009-14/12/2010 tarihleri arasında bilfiil ve kesintisiz çalıştığını iddia etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının bir süre taşeron şirket işçisi olarak çalıştığını beyan etmiş ise de, aşamalarda davacının davalı yanında fiili çalışmasının olmadığını savunmuştur.
Dinlenen davacı tanıkları davacının davalı şirketin işinde çalıştığını söylemiştir. Davalı tanıkları ise davacıyı tanımadıklarını belirtmiştir.
Dosyada bulunan Hizmet Cetvelinde davacının davalı şirkete ait işyerinden bilidirilen iddia edilen dönemi kapsayacak şekilde sigortalı çalışmasının kayıtlı olduğu görülmekle birlikte, davacının aynı zamanda davalı işyeri dışında başka bir işyerinden daha davalıdaki hizmet süresi ile çakışır biçimde aylık 30 gün üzerinden çalışması bildirilmiştir. Yargılama aşamasında bu husus üzerinde durulmamış ve gerekli araştırma yapılmamıştır.
Bu itibarla davacının davalı nezdinde çalıştığını iddia ettiği tarihler arasında aynı zamanda çalışıyor göründüğü diğer işyerinden davacıya ait işyeri dosyası istenmeli, fiili hizmetinin bulunup bulunmadığı, ücret alıp almadığı, davacının ne sebeple sigortalı çalışmalarının bildirildiği araştırılmalı, bu hususta gerekirse ek hesap raporu alınmalı, dosya içindeki diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek davacının davalı yanında çalışıp çalışmadığı kesin bir biçimde belirlenmelidir.
Kabule göre de;
1-Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Yasanın 225'nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Somut olayda; davalı vekili cevap dilekçesinin deliller bölümünde yemin deliline dayandığından davalı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı tarafa bu hakkı hatırlatılmadan üstelik davacıya mahkemece resen yemin ettirilmediği halde resen yemin ettirildiği gerekçede yazılarak eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
2-Davacının aylık ücreti ihtilaflıdır.
Davacı vekili davacının fesih tarihindeki aylık ücretinin net 1.800,00 TL olduğunu ve inşaat izalosyon ustası olarak çalıştığını iddia etmiştir.
Davalı vekili talep edilen ücretin hayal mahsulu olduğunu savunmuştur.
Davacı tanıkları iddiayı teyit eder mahiyette beyanda bulunmuş ve davacının inşaat izolasyon ustası olduğunu söylemişlerdir.
Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmış, müzekkereye davacının 15 yıllık inşaat ustası olduğu yazılmıştır. Yol İş Sendikası ile Van Ticaret ve Sanayi Odası 15 yıllık inşaat ustasının alabileceği ücreti bildirmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Van Ticaret ve Sanayi Odasının bildirdiği ücretin iddianın üzerinde olması nedeni ile taleple bağlı kalınarak hesaplama yapılmıştır. Davacı işçinin alabileceği ücret konusunda yapılan emsal ücret araştırması yeterli değildir. Hesaplamalara esas alınan Van Ticaret ve Sanayi Odası davacı işçi açısından meslek odası olmadığı gibi ücreti piyasa araştırması yaparak tespit ettiğini bildirmiştir. Davalı vekilinin temyiz dilekçesine eklediği Özcan Günay isimli işçi tarafından açılan dava dosyasına gönderilen Van İnşaat Mühendisleri Odası 13 yıllık inşaat mühendisi için net 1650,00 TL ücret bildirmiştir. Davalı vekili ayrıca davacının 1980 doğumlu olup 15 yıllık kıdeme sahip olmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
Bu itibarla, öncelikle davacının inşaat ustalığı işindeki kıdemi tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmeli, daha sonra davacının yaptığı iş, meslekteki ve işyerindeki kıdemi, iş yerinin bulunduğu yer ve diğer özellikleri belirtilmek sureti ile ilgili meslek odalarından alabileceği ücret sorulmalı, dosya içindeki diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek davacının ücreti belirlenmeli, işçilik alacakları buna göre hesaplanmalıdır.
Yapılacak iş; hizmet süresi ile ilgili bozma nedeni konusunda gerekli araştırma yaparak eksiklikleri tamamlamak, ardından gerekirse kabule göre saptanan 2 numaralı bozma nedeni gereğini yerine getirmek ve sonrasında da 1 numaralı bozma gereğini yerine getirdikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
10. Ankara 2. İş Mahkemesinin 28.02.2014 tarihli ve 2014/11 E., 2014/257 K. sayılı kararı ile; yeterli ücret araştırmasının yapılması için ara kararlar kurulduğu ve işlemler yapıldığı, müzekkere cevaplarının dosyada mevcut olduğu, yemin konusunda da davacının ücret alacağı, çalışma süresi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri göz önüne alındığında davada taraf gibi olmamak için ve davalının açık bir yemin teklifi bulunmadığından yemin eda ettirilmediği gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
11. Ankara 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen bu kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2017 tarihli ve 2014/(7)22-2474 E., 2017/1307 K. sayılı kararı ile “…Mahkemece verilen ilk kararın Özel Daire tarafından davacının davalı nezdinde çalışıp çalışmadığı ihtilaflı olduğu belirtilerek bozulduğu, ayrıca bozma kararında kabule göre de denilerek aylık ücret seviyesi ile yemin hususlarında da bozma yapıldığı ve neticede mahkemece yapılacak işin hizmet (çalışma) süresi ile ilgili bozma nedeni konusunda gerekli araştırma yapılarak eksikliklerin tamamlanması, ardından gerekirse kabule göre saptanan davacının aylık ücret seviyesi ile ilgili bozma gereği yerine getirmek ve sonrasında da yemin ile ilgili bozma gereği yerine getirildikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar vermek olduğu, sonuç kısmında ise yukarıda belirtilen nedenlerle kararın bozulduğu ancak bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı belirtilerek kararın bozulduğu, yerel mahkemece temyize konu direnme kararında ise Özel Dairenin kabule göre yaptığı bozma nedenleri yönünden direnme gerekçesi oluşturulduğu, buna karşılık asıl bozma nedeni olan “hizmet (çalışma) süresi” ile ilgili olarak hangi gerekçeyle direnildiğine, bozma kararının hangi nedenle doğru bulunmadığına ilişkin herhangi bir özel açıklamaya yer verilmemiş; dolayısıyla hangi gerekçeyle direnildiği ortaya konulmamıştır.
Bu nedenledir ki, Hukuk Genel Kurulunda işin esasının incelenmesine geçilmeden önce,
a-Özel Dairece “kabule göre” bozma gerekçesi yapılan aylık ücret seviyesi ile yemin hususlarında Hukuk Genel Kurulunca bir inceleme yapılıp yapılamayacağı,
b-Kabule göre bozma gerekçelerinin incelenmesine yer olduğu/olmadığı sonucuna varılması halinde bu kez Özel Dairece asıl bozma nedeni olan “hizmet (çalışma) süresi” ile ilgili olarak direnme hükmünün gerekçe içerip içermediği dolayısıyla usulüne uygun bir direnme kararının bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
Öncelikle mahkemece Özel Dairenin “kabule göre” açıklamasıyla başlayan “1” ve “2” no’lu bentler altında yer alan aylık ücret seviyesi ile yemin hususlarında Hukuk Genel Kurulunca bir inceleme yapılıp yapılmayacağı üzerinde durulmalıdır.
Bilindiği üzere; bozma kararlarında “kabule göre de” veya “kaldı ki” gibi söz dizinleriyle başlayan, bozma sebebine göre inceleme sırası gelmemekle birlikte sadece mahkemenin hükmündeki hatanın varlığına işaret eden, hükmü o yönden eleştiren, mahkemenin aynı hataya düşmemesi için ona bir tavsiye ve yol gösterme amacına yönelik bulunan ifade ve açıklamalar usul hukuku anlamında “bozma” niteliği taşımamaktadır.
Dolayısıyla, yerel mahkemelerin bozma kararında yer alan bu tür ifade ve açıklamalara ilişkin direnme ya da uyma kararı veremeyecekleri belirgindir. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun. 27.04.2011 gün 2011/17-50 E., 2011/231 K., 28.09.2011 gün 2011/14–487 E, 2011/559 K., 14.06.2013 gün 2012/5-1926 E., 2013/842 K. sayılı kararları).
Mahkemece, bozma kararının “Kabule göre de” açıklamasıyla başlayan “1” ve “2” no’lu bentler altında yer alan yemin ve aylık ücret seviyesi ile ilgili tavsiye niteliğinde bulunan açıklamalar, bozma nedeni gibi kabul edilerek direnilmişse de, usuli anlamda bozma niteliği taşımayan bu hususlara karşı direnilmesi mümkün olmadığından, buna ilişkin kararın Hukuk Genel Kurulunca da incelenmesi olanaklı değildir.
Dolayısıyla Özel Dairece “kabule göre” bozma gerekçesi yapılan aylık ücret seviyesi ile yemin hususlarında Hukuk Genel Kurulunca bir inceleme yapılamayacağı oybirliğiyle kabul edildikten sonra bu kez asıl bozma nedeni olan “hizmet (çalışma) süresi” ile ilgili olarak direnme hükmünün gerekçe içerip içermediğinin incelenmesine geçilmelidir.
Ön sorunun çözümünde mahkeme kararlarının niteliği ile hangi hususları kapsayacağına ilişkin yasal düzenlemenin değerlendirilmesi zorunludur.
Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının

Üyelik Paketleri

Dünyanın en kapsamlı hukuk programları için hazır mısınız? Tüm dünyanın hukuk verilerine 9 adet programla tek bir yerden sınırsız ulaş!

Paket Özellikleri

Programların tamamı sınırsız olarak açılır. Toplam 9 program ve Fullegal AI Yapay Zekalı Hukukçu dahildir. Herhangi bir ek ücret gerektirmez.
7 gün boyunca herhangi bir ücret alınmaz ve sınırsız olarak kullanılabilir.
Veri tabanı yeni özellik güncellemeleri otomatik olarak yüklenir ve işlem gerektirmez. Tüm güncellemeler pakete dahildir.
Ek kullanıcılarda paket fiyatı üzerinden % 30 indirim sağlanır. Çalışanların hesaplarına tanımlanabilir ve kullanıcısı değiştirilebilir.
Sınırsız Destek Talebine anlık olarak dönüş sağlanır.
Paket otomatik olarak aylık yenilenir. Otomatik yenilenme özelliğinin iptal işlemi tek butonla istenilen zamanda yapılabilir. İptalden sonra kalan zaman kullanılabilir.
Sadece kredi kartları ile işlem yapılabilir. Banka kartı (debit kart) kullanılamaz.

Tüm Programlar Aylık Paket

9 Program + Full&Egal AI
Ek Kullanıcılarda %30 İndirim
Sınırsız Destek
350 TL
199 TL/AY
Kazancınız ₺151
Ücretsiz Aboneliği Başlat